Suskular sinmiş duvarlara… Sabrım sınanıyor acıların örsünde…Bir yük vagonunda gider gibi geçiyorum yılların üzerinden..Vagon yükü acılar taşıyorum sol yanımda… Ve hiç unutmuyorum sevgi...
Şimdi beklentisine küsmüş çocuklar gibi,kazınmıyor bakışlarım duvarlardan....Tek başıma saklambaç oynuyorum bulunmaz bir hiçlikte... Ebe de ben sobe de... Anlatıcalak ne kaldı...
Kara çalınmış günlerin ertesinde, ellerinde güneşlerle gelen yar!Huzuru içirdiğin yüreğim şimdi hüznü içiyor ellerinden, bilesin!Yüreğine kanatlanan yüreğin kanadı kırıldı, kanıyor.Göğe uçurduğum umutlarım...
Yazdığım bütün sözler asıyor kendini, ölüyor söze düşürdüğüm büyü... ßütün sokak -köpeklerinin- gözyaşı yüzümde. İçime kim koydu bu intiharı..? Elim kolum bağlandı,ßen hep...
/... susmaların bir sonbaharı olurmuş meğer, yapraklar candan koparmış, can dipsiz feryatlardan.../ yarım kalmış bir sözüm vardı, dinlemedin... hoyratça hırpaladığın masum zamanlarda küstürmüştün, benim...
Düşlerden bir bağ bozumu, günlerden özlem... Kuyulardan bir sancı..Seni özlemek..Kemiklerinin inceliğine yaslanıp çocukluğuma köprüler kurmak...Avuçlarından iç denizlere göç etmek..En sonunda sende durmak..Saçlarının...
Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları varNe de benim gözlerimde şiir…Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsimAçmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerineÜşüyorum…Evet...
"Şimdi söyleyeceklerimi yuttum , Yüreğim konuşsun harf harf…" Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim, Sen beni yüreğimin...
( seninim yalnızlık / sevmek bu kadar basit olmamalıydı… Oldu!) İçimde haykıran çocuğu susturdum gözyaşlarımla… Kırdım kalbini paramparça ettim kurduğu tüm hayalleri… ...
Yavaş yavaş yürüyorum, yağan karın ritminde. Bastığım her arnavut kaldırımında izim siliniyor. Ardımda kalan kalabalık sokaklarda tüketiyorum birşeyleri. Karaçalıyor caddeler. Işıklar yanmaya ...
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızdayorgun, kirli ve umutsuz geçmişimoysa bilmediğin bir şey vardı sevgilimBen sende bütün aşklarımı temize çektim..imrendiğin, öfkelendiğinkızdığın ya...
Gidiyor Musun? Git... Ama Son Birkez Arkanda Bıraktığın Şu Koca Enkaza Bak. Yakıp Yıktığın,Dağıttığın Yüreğe Bak.. Issız Kimsesiz Bıraktığın Sokaklara Bak... Bir Daha Doğmayacak...
Yavaş yavaş yürüyorum, yağan karın ritminde. Bastığım her arnavut kaldırımında izim siliniyor. Ardımda kalan kalabalık sokaklarda tüketiyorum birşeyleri. Karaçalıyor caddeler. Işıklar yanmaya ...
Daha ne kadar derin yaralara ev sahipliği yapacak kalbim bilemiyorum. Kokunu özleyeceğim en çok biliyorum..... Bir tek kokudur geçmeyen zamanla Her duyulduğunda biraz daha keskinleşen........
Yüreğime gömün beni bugün... Yoruldum sivri çakıl taşlarına benzer aşkların üzerinde yürümekten... Dalgaların kıyıya vurup, savurup koynuna aldığı ince bir kum tanesi olmak istiyorum... Ve boğulmak...
gülüşün uzatıyor ömrünü öykümün solumazsam seni kahramanları yürüyor üzerime seni düşünerek kurcalıyorum deliliğimi bütün şüpheleri sürüyorum mecnunun çölüne kum faust’u boğar şimdi kendime seni tanımanın...